10 Mart 2010 Çarşamba

Erzurum notları-2


Erzurum'a gidipte evlerinden ve o güzelim yemeklerinden bahsetmeden geçmek olmaz herhalde :)
Erzurum turumuzun bir gecesinde akşam yemeğimizi meşhur Erzurum Evleri'nde yedik. Birinden diğerine geçilen yan yana sekiz Erzurum evinin birleştirilmesi ile restaurant haline getirilmiş mekanda hem eski bir Erzurum evinin tandırında bağdaş kurup kentin yöresel yemeklerini tadabilir, hem de tarihten hoşlanan ve geçmişi yaşamak isteyenler için hazırlanmış dekorasyonu ile yüzünüzde kocaman bir tebessümle geçmiş zamanlara kısa bir yolculuk yapabilirsiniz...
Önce yemekler :)



Ayranaşı çorbası ile başlayan ziyafet,

soğuk yayık ayranı eşliğinde yenen yaprak sarma, su böreği, tandır ve mantı ile devam etti. Sıcacık semaverden dökülen çaylar ise meşhur kadayıf dolmasına yarenlik etti...

Yemek sonrasında da tarihe ufak bir yolculuk :)











9 Mart 2010 Salı

Erzurum notları

Gezi düşlerimize bu kez de Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük kenti olan Erzurum ile devam ediyoruz...

Oldukça eski bir yerleşim yeri olan Erzurum, Palandöken Dağı'nın eteklerinde kurulu, tarihi yönden oldukça zengin bir çok eseri bünyesinde barındıran ve adeta bir kültür merkezine benzeyen önemli bir turizm şehridir. Kent özellikle son yıllarda kış turizmi açısından büyük önem kazanan Palandöken Kayak Merkezi ile de dikkatleri üzerine çekmektedir.

Biz de Uluslararası Kayak Federasyonunca dünyanın ikinci büyük kayak merkezi olarak nitelendirilen Palandöken dağında snowboard yapma aşkıyla şubat ayı sonunda kendimizi Erzurum'da bulduk ama gerek pistlerinin uzunluğu ve gerekse zorluk dereceleri ile ülkemizin önemli merkezleri arasında yer alan Palandöken'de nedense biz umduğumuzu bulamadık. Kar kalınlığının snowboard yapmaya uygun olmaması, pistlerin benim gibi bir acemi için oldukça dik olması, haddinden fazla yaşadığım düşüşleri bünyemin kaldırmaması ve yaz mevsimini seven benim için havanın oldukça soğuk olması beni kayak yapmaktan ziyade fotoğraf çekmeye yönlendirdi :)
Işte Palandöken kayak Merkezi...












Kayak yapmaya ara vermiş dinlencedeki Kocişşş :)


Kayak yapmaktan ziyade bir kültür gezisine benzeyen Erzurum turumuzda şehre inmeden edemezdik tabii ki :)
Sehir merkezindeki ilk durak yerimiz bakırcılar çarşısı oldu... Eski ve yeni bakır işlerinin yapıldığı az sayıdaki dükkandan oluşan bu çarşıdan bir bakır cezve almadan gitmek olmaz :)



Erzurum turumuzdaki ikinci durak yerimiz ise Erzurum'un simgelerinden Çifte Minareli Medrese idi. Ne zaman yapıldığı ile ilgili kesin bir bilgi olmasa da medresenin 1250'li yıllarda Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad'ın kızı Hüdavent Hatun tarafından yaptırıldığı kabul edilmektedir. Cifte minareli medrese Hatuniye Medresesi diye de adlandırılmaktadır.
Açık avlu şeklinde inşa edilen yapı özellikle ön cephesindeki süslemeleriyle dikkat çeker. Bitki motifleriyle çevrili taç kapıda hayat ağacı, kartal ve ejder motifleri bulunmaktadır. Medresede bulunan iki minare arasında Taç Kapı vardır. Taç kapıdan geniş bir avluya geçilir. Avlunun etrafı sütunlarla çevrilidir. Çifte Minareli Medrese mimari yapısı taş oyma ve kabartma, çini süslemeleri ile görülmeye değer bir şaheserdir.







Erzurum şehir merkezindeki üçüncü ve son durağımız ise yurt içi ve dünya çapında ünlü olan kehribar taşı da denilen takı ve süs eşyası yapılan Oltu taşının satışının yapıldığı Taş Han oldu. Erzurum'un Oltu ilçesinden çıkartılan Oltu taşı siyah, nadiren de zümrüt-oltu denilen gri-yeşilimsi renkte olabiliyor. Kolay işlenebilme özelliğine sahip olan Oltu taşı yüzyıllardan beri yörede genellikle tek kişilik ve babadan oğla geçen ev-atölyelerde fazla bir değişikliğe uğramadan bayan takıları ve tesbih üretiminde kullanılmaktadır.

5 Mart 2010 Cuma

Doğum hikayesi: RÜZGAR BeBeK

Beklenen an geldi ve Sevgili dostlarımız Berfu ile Gökhan'ın birtanecik oğulları RüZGaR bebek dünyaya geldi...
Daha önce anne karnındaki fotoğraflarıyla bizlerle birlikte olan RüZGaR bebek şimdi de doğum görüntüleriyle karşınızda :)

Bu çok keyifli, bir o kadar da heyecanlı ve gözyaşı dolu çekimde yanlarında olmamı isteyen can dostlarıma tesekkürler :)
Evladınızla birlikte sağlıklı, mutlu, uzun bir ömür dilerim size, tabii bizimle de birlikte :))





26.02.2010 saat sabah 8:00 civarı heyecanlı bekleyiş başladı, herkes Berfu'nun etrafinda pervane, Berfu ise heyecandan deli divane :)



O kadar duygusal, o kadar düşüncelidir ki arkadaşım oğlunu, çocukken ona hediye edilen hatırlayabildiği ilk oyuncağı elinde bekledi... Kah çocukluğuna dönerek, kah çocuğu için mutlu bir gelecek dileyerek...


Ve saatler 9:00'u gösterirken Berfu'yu doğum için ameliyathaneye aldılar... Birazdan, dakikalar sonra baba olacak olan Gökhan'la beraber ben de içeri gireceğim... İkimizde birbirimize belli etmek istemiyoruz ama korkuyoruz, içerideki her iki canımıza da sağ salim kavuşmak için dua ediyoruz...




Heyecanlı bekleyişin ardından saatlar 9:27'yi gösterirken ameliyathaneyi RüZGaR bebeğin ağlama sesi çınlattı... Kulaklarda tiz bir ses, yüreklerde tarifi imkansız bir coşku ve gözlerde yaş...





İlk kontrolleri yapılan RüzGaR bebek annesine kendisini göstermeye hazırlanıyor :)






Ve ilk görüş... 9 ay boyunca canından sakındığı, yüreğinde sevgisini, bedeninde varlığını büyüttüğü birtanecik bebeğini ilk görüş...

Ve ilk temas... 9 ay boyunca hayalini kurduğu o ilk an, ilk dokunuş, ilk koklayış, ilk elini tutuş...

Anneyle ilk karşılaşmanın ardından yıkanıp giyinmeye ve kendisini heyecanla bekleyen diğer aile fertlerinin, arkadaşlarının karşısına çıkmaya gitti RüZGaR... Yapılan ilk banyonun ardından tartıldı ve maşallah kayıtlara 4.055 kg. 53 cm olarak ilk bilgileri işlendi...


Anneden sonra işte babayla da ilk temas... Heyecanını birtanecik eşi Berfu ile birlikte 9 ay boyunca yaşayan Gökhan süper ötesi bir baba olacağının sinyallerini oğlunu ilk kucağına alışında verdi :) Babasının kucağını pek seven RüZGar bebek babasına omzunun üzerinden bir bakış fırlatmayı da ihmal etmedi :)

İşte mutlu son :) Yepyeni bir can dünyaya geldi, Berfu ile Gökhan'ın mucizesi gerçeğe dönüştü ve bizlere de bu güzel aile tablosu karşısında mutluluktan ağlamak kaldı :)



Allah çocuk isteyen herkese bu dünyanın tarifi mümkün olmayan, parayla, pulla, ünvanla sahip olunamayacak tek mutluluğunu yaşatsın... Insan hayatının belki de bu en büyük mucizesi her evi şen kahkahalarıyla coştursun...
Sevgili Berfu ve Gökhan fazla duygusal oldu ama o anları tekrar yaşadım, gözlerim dolu dolu yazdım çoğu satırı... Sizi ne kadar çok sevdiğimi, bizim için ne kadar önemli dostlar olduğunuzu bir kez de buradan söylemek istedim.. Daha uzun yıllar birlikte olmak ve bebeklerimizi el ele beraber büyütmek dileğiyle...
Yer: Kadıköy Şifa Hastanesi