9 Ekim 2014 Perşembe

31. haftadan merhaba :)


Burayı tam bir anı defteri haline getirdim sanki ama geçmişe dönüp baktığımda Nil'imin büyümesini buradan da takip edebilmek nasıl keyifli anlatamam. Eee hak geçmesin dedim İpek'im içinde burada anılar biriktirmeye karar verdim :)
Öncelikle herkesin geçmiş Kurban Bayramı'nı kutlarken 31. haftamda Yunanistan'ın Samos (Sisam) Adası'na yaptığımız ufak kaçamaktan bir kare ile son halimi de ölümsüzleştiriyorum :) Bu hamileliğimde de çok fazla fotoğraf çektirebildiğim söylenemese de elimden geldiğince kızımın anne karnındaki büyümesini de saklamaya çalışıyorum…
Kasım sonu-Aralık başı gibi kucağımıza almayı beklediğimiz 2. prensesimiz için de evde ufak ufak hazırlıklarımız başladı sırada İpek'imizi sağlıkla kucağımıza almayı heyecanla beklemeye başlamak kaldı :)

1 Ekim 2014 Çarşamba

Gezi notları: Bitmeyen Kilise / La Sagrada Familia





Barselona'da bulunan modern mimarinin öncülerinden sayılan ve Barselona'yı birbirinden eşsiz eserleri ile çevreleyen Gaudi tarafından 1882 yılında yapılmaya başlanılan bazilika, Antoni Gaudi'nin 1926 yılında trajik bir şekilde bir tramvayın altında kalarak ölmesi sonucu yarım kalmıştır.

Yapımı halen devam eden bazilika, halk arasında bitmeyen kilise olarak da bilinir. 1882 yılında halkın yardımlarıyla yapımına başlanan mimarinin bitmemesinin nedeni ise hala sembolik olarak halkın yardımlarıyla yapımına devam edilmesi ve Gaudi'nin karmaşık mimari tarzının çözülmesinin güçlüğüdür. Ayrıca binanın çizimlerinin ve ilk yapım yöntemlerinin de 19.yüzyıldan kalması nedeniyle günümüz teknolojisine uyarlanması da bir başka zorluktur. 2022 yılında bitmesi tahmin edilen kilise yardım sevenlerin yardımıyla yapılmaktadır.

Bilgi: http://tr.wikipedia.org

30 Eylül 2014 Salı

Ben hiç büyümek istemedim ki...


Üç çocuklu bir ailenin ortancası ama kızlarının küçüğüyüm, erkek kardeşimle yaşımın çok yakın olması nedeniyle de zamanla o ağabey ben kardeş sayılır oldum, dolayısıyla artık baba evinin en küçüğü herzaman korunup kollanmaya en muhtaç olanıyım :)

Daha kırkım çıkmadan boğmaca olmamdan mı, çocukluğumun uzunca bir süresini hastalıkların pençesinde geçirdeğimden mi, yoksa anneme kendi kardeşleri arasındaki önemsenmeyen ortancalığını, babama genç yaşta kaybettiği annesine olan fiziksel benzerliğimden midir bilmem hep ailenin kol-kanat gerileniyim…
Dün bana, bugün kızıma, yarın yeni doğacak yeni kızıma…

Ama bende pek vefasız bir evlat sayılmam hani yani, canım kocişimle evlilik hazırlıkları yaptığımız dönemde ikimizinde en büyük arzusuydu ailelerimize yakın olabilmek yarın doğacak çocuklarımızı her iki tarafın sevgisi ve ilgisi ile harmanlayarak büyütebilmek…

Bugüne kadar çok şükürki gönlümüze göre oldu herşey hatta bir dönem annemle aynı apartmanda oturma mutluluğunu bile yaşadık, 1 kişi olarak çıktığım baba ocağıma 3 kişi olarak dönmek kızımı 9 aylıktan 4 yaşına kadar annem ve babamla büyütmek paha biçilemezdi.

Şimdiyse yeni bir heyecan var hayatımızda, yeni bir can geliyor yine yuvamıza, yine sevgiyle harmanlanmayı, ilgiyle yoğurulmayı bekleyen ama hayat hep istediğimiz, planladığımız gibi gidemiyor maalesef çünkü şimdi anneciğimle babacığımın da önünde yeni bir yol açıldı ve aynı şehirde olsak da onları benden kilometrelerce uzağa sürükledi.

Bugün 14 yaşından beri yaşadığım baba ocağım kapanıyor, hayatımızdaki bir devir sona eriyor, ailem için nasıl seviniyor yeni yuvalarında mutlu olmaları için dualar ediyorsam, kendi yalnızlığım içinde kolum kanadım kırılmış gibi hissediyorum...

Sanırım ben hep onların yanlarında küçük kızları olarak kalmak istiyorum...