6 Eylül 2010 Pazartesi

Girit (Crete) notları

Atina, Mykonos ve Santorini'nin ardından güneş bu kez de uyandığımızda bizleri Yunanistan'ın en büyük, Akdeniz 'in ise beşinci büyük adası olan Girit'te bekliyordu...
Yunanistan turunu gerçekleştirdiğimiz Ankara Gemisi, Girit Adasının en büyük limanı olan Heraklion'a demir attı. Ada oldukça büyük olduğundan bir gün içerisinde tüm önemli yerlerinin gezilmesi mümkün değildi, bu nedenle biz de bir seçim yapmak zorundaydık, ya tarihi bir tur için Hania tarafına yani adanın batısına ya da doğal güzellikleri keşfetmek için adanın doğusuna gidecektik. Seçimimiz antik yaşam ve kalıntılarıyla arası çok hoş olmayan kocişin sıkılmaması için doğa güzelliklerini keşfetmek adına Agios Nikolaos'dan yana oldu :)
Ve limandan çıkarken kiraladığımız araba ile başladık Girit turumuza...


Oldukça dağlık bir araziye sahip olan Girit adası, bu özelliğini en batıdan en doğuya uzanan sıradağ zincirleri boyunca korumaktadır. Bundan önce gezdiğimiz adaların aksine burada karşımıza çıkan yeşil bitki örtüsü ve ağaçlar bizim gibi yeşili bol bir memleketten gelenlerin yüzünü güldürdü :)


Heraklion Limanından başladığımız tur yaklaşık 1 saatlik bir araba yolculuğunun ardından bizi Mirabello Körfezi’nde kıyıdan yükselen tepelerin üzerinde kurulu küçük bir sahil kenti olan Agios Nikolaos'a getirdi.




Ayos Nikolaos'ın tam ortasında yapay bir kanalla denize bağlanan küçük bir gölcük bulunmakta...


Agios Nikolaos tepeciklere kurulu küçük bir kent olduğundan da yamaçlarında birçok ev, otel ve restoran görmek mümkün. Yine deniz kıyısında da benzer manzaralar var :) 


İşte bu cafelerden birinde affınıza sığınarak yediğim ve o sıcak günde beni benden alan Banana Split :)
(Gelsin hemen bir fotoğraflıyım demiştim ama gelince öyle bir dalmışım ki ayıldığımda ancak çekebildim :))


Yine oralara kadar gidip bir magnet almadan, mis gibi kokusu tüm adalara yayılmış olan zeytinyağlı sabunlardan çantaya atmadan geçip gitmez olmazdı :)


Agios Nikolaos hem yemek-eğlence hem de deniz açısından oldukça zevkli bir kentti. Burada geçirdiğimiz günümüzü kentin serin sularında yüzerek bitirdik :)


Heraklion Limanına doğru başlayan geri dönüş yolculuğumuzu yol üzerindeki diğer küçük sahil kasabalarını da gezerek yaptık




ve güneşi bu araba yolculuğumuzda dağların ardında bırakarak gemimize ulaştık.


Girit'te dağların arkasından bize veda eden güneş, ertesi gün bizi Rodos Adasında bekliyordu :)

3 Eylül 2010 Cuma

Zamane Hatunu SENİ arıyorlar!!!


Garanti Emeklilik ve ELELE Dergisi birlikte düzenledikleri bir hikaye yarışması ile kadınların iş hayatından ilham veren, gülümseten anılarını derliyor ve bu yarışma ile üç hikayeyi ödüllendiriyorlar :)
İş çevresinde geçen gerçek yaşam hikayelerinin beklendiği yarışmada, kadın olmanızdan dolayı karşılaştığınız engellere ürettiğiniz kadınca çözümleri düşünerek hayatın içinden ilham verici, iyileştirici, gülümsetici, düşündürücü anılarınızı paylaşmanız bekleniyor...

  • Çalışma ortamınızda iş arkadaşlarınızla yaşadığınız durumlara çözümcül - ve hatta belki gülümsetici- yaklaşımlarda bulunabiliyorsanız
  • Ev hanımı, anne, eş ve çalışan kadın olmanın getirdiği yaşam yoğunluğuna bulduğunuz pratik çözümleriniz varsa
  • Tüm dengelerin içinde bir yandan da güzel ve bakımlı kalmaya çalışıyorsanız
  • Ve iş hayatındaki tempodan dolayı az kalan zamanınızda sevdiklerinizi ihmal etmemek için geliştirdiğiniz yöntemler mevcutsa
Siz de hikayenizi http://www.zamanehatunlari.com/ adresine gönderin ve yarışmaya katılın
Unutmayın son başvuru tarihi 01.Ekim.2010

Bukadar anlattın, ee sen ne yaptın diyenlere
işte benim hikayem :)

2 Eylül 2010 Perşembe

Rengarenk bir çekim ile oldum ben de ReNGaReNK :)

Bugün sizi harika bir güne, güzel bir temmuz günü yapılan bir şirket etkinliğine, aile pikniğine götürüyorum...
Sevgili dostum ve şirin blog yazarı arkadaşım Ece'nin de içinde bulunduğu bu şirket etkinliği bir firmanın gerçekten nasıl tam bir aile olabileceğinin en güzel göstergesiydi...
Herkesin yüzünde güller açtığı, eğlencenin şen kahkahalara dönüştüğü bu güzel günden renkli kareler karşınızda :)

Piknik etkinliği doğayla içiçe yaşanabilecek en güzel adreslerden biri olan Polenezköy'deydi


Gün harika bir köy kahvaltısı ile başladı


Kahvaltının ardından pikniğin gözbebeği çocuklar kendileri için düşünülmüş birçok sürprizin ilkiyle sevimli bir PALYAÇO ile karşılaştılar ve hızla oyunlara daldılar :)


Bir diğer sürpriz aslında sadece çocuklara değil ruhu çocuk kalabilen herkese hitab eden PAMUK ŞEKERİ idi :)


Çocuklar eğlenirken büyüklerde boş durmamalı değil mi :) İçilen köpüklü kahvelerden sonra kapanan neyse halim çıksın falımlar TAROT'la birleşince geleceğini merak edenler için voltranı oluşturdular :)


Hımm falda çok mu sıra var, o zaman sizi keyifli vakit geçirmeye TABU oynamaya,


ya da iyi zar atan bileklerin yarıştığı TAVLA turnuvasına davet edebilirim :)


ve bu da günün bir diğer şirin sürprizi niyetçi TAVŞAN :)


Aile pikniğine katılan herkesin eğlenmesinin amaçlandığı ve bunun fazlasıyla başarıldığı etkinlikte çocuklar için JONKLÖR de vardı


Ee bu kadar eğlence sizi de acıktırdı değil mi? Cevabınız evetse buyrun bakalım mangal ateşinde pişen leziz etleri yemeye :)


Açık havaya aldanıp yemeği fazla mı kaçırdık ne :) O zaman napalım, önce takımlara ayrılıp voleybol oynayalım


Ardından da altın ödüllü basket atışlarında terleyelim :)


Eğer birazcık daha haliniz kaldıysa haydi bakalım İP ÇEKME yarışmasına, kadınlar-erkekler karşı karşıya :)


Ve günün sonunda bu harika çiçekler bu güzel günü organize eden şirket çalışanlarına giderken


Ben de Allahım ben niye böyle insana ve insan ilişkilerine değer veren bir kurumda çalışmıyorum diye hayıflanarak evimin yolunu tutuyorum :)