6 Mart 2017 Pazartesi

Doğadan gelen dekorasyon önerileri

Doğanın ne kadar cömert olduğu ortada hele ki bizim gibi dört mevsimi yaşayabilen ülkeler için...
Dekorasyon konusunda da beslenme konusunda olduğu gibi son yıllarda bir doğala dönüş ve organik yaşam kurulumu ile ilgili fikirler dikkat çekiyor. Bize bu kadar cömert davranan tabiat anadan bazı unsurları yaşam alanlarımızda bulundurma fikri inanın beni de heyecanlandırıyor.
Bugün sizler için kısacık bir orman yürüyüşünde rahatlıkla bulabileceğiniz dallar ile hayatınıza katabileceğiniz dekorasyon fikirleri ile ilgili birkaç örneği bir araya getirdim.
Daha çok aydınlatma veya fon olarak kullanılan dallar yaşam alanınıza doğallık ve tazelik katmayı garanti ediyor bence :)












Fotoğraflar:
http://whimsicalhomeandgarden.com
http://www.decorbold.com
http://decor.iyashinohitoduma.com
http://www.homedit.com


3 Mart 2017 Cuma

Tek çocuk hiç çocuk, iki çocuk çok çocuk MUŞ :)

Dikkat dikkat bu yazı annelik hayatının uzun bir dönemini (6.5 yıl) tek çocukla ardından da son 2 yılını iki çocukla geçiren bir annenin son iki senesine ışık tutmak için yazılmıştır...
Sıkılırsanız okumayı hemen bırakınız gidip çocuğunuza/çocuklarınıza sarılınız çünkü onlar bizim HERŞEYİMİZ :)


Evet blogumu eskiden beri takip edenler Nil Kuzumu bilirler, 2008 yılının süper güzel bir bahar gecesi dünyaya geldi ve hayatımız onunla renklendi. Genel olarak kuralları olan ama çocuğu ile arasında asla mesafe olmayan dost tadında bir anne-kız ilişkisi sürdürme niyetiyle çıktığım annelik yolunda çok şükür ki öyle ilerledim. Nil doğduğu dönemde Yıldız Teknik Üniversitesi'nde hem doktoramı yapıyor hem de asistan olarak çalışıyordum. İlk sene ücretsiz izin almamla birlikte Nil'i 15 ay kendim büyütmüş ardından işe dönerken de onu tam gün yuvaya vermiştim. O dönemin en sevdiğim zaman dilimi işten dönerken onu yuvadan alıp yatana kadar oynadığımız türlü oyunlardı. Tüm saatlerim, tüm bedenim, zihnim ona aitti, ona özeldi. Ne zaman ki doktoram bitti ve Nil 3 yaşına geldi yine blogumu takip edenlerin bildiği gibi akademik kariyerimi bırakarak hobimi işe dönüştürüp Mutlu Masal Photography markasını yaratıp doğum ve düğün fotoğrafçılığı yaptım.
Gel gelelim yaşım 30'ları geçtiğinde hem Nil hem de iç sesim bizi 2. çocuk için sıkıştırmaya başladı. Evet bir kızım vardı, onun kuzenleri vardı ama bir kardeşi yoktu. Hepimize gelen o his bana da geldi ya bize bir gün bir şey olurda evli bile olsa hayatta kendini yalnız hissederse, onun da omzuna başını koyabileceği yokluğumuzu paylaşabileceği karındaşı olmalı dedik ve İpek böceğimizi dünyaya getirdik.
İpek'in doğumu tam olarak Nil'in 1. sınıfa başladığı ve okuma-yazma öğrenmeye çalıştığı döneme denk geldi. Artık ne kadar başta 2. çocuğu planlamamışsak büyük çocuk için belki de annesine en çok ihtiyaç duyduğu anda kardeşi geldi eve. Hem kendimi toparlamam hem yıllar sonra evimize gelen bebekli yaşama alışmam hem de tüm bu süre için de asıl önemli olan Nil'i aksatmamam sevgimden ve ilgimden mahrum bırakmamam gerekiyordu.
O dönem elimden gelenin en iyisini yaptığımı düşünüyorum parçalanabildiğim kadar minik parçalara ayrıldım hem İpek'e, hem Nil'e, hem eşime ve hem de kendime yetebilmeye çalıştım ama hayat her zaman istediğimiz gibi gitmiyor maalesef. İpek'in doğumunun ardından Nil'in çenesinde başta bir sivilce gibi başlayan ama 3-4 ay geçmesine rağmen düzelmeyen büyük bir leke belirdi doktor doktor dolaştık sonunda bunun iyi huylu bir tümör olduğu strese bağlı oluşmuş olabileceği ve geçmesinin zamana bırakılmasına aksi halde o bölgede biyopsi yapılarak bir tanı konulmasına karar verildi. O dönemi nasıl geçirdiğimi tahmin edemezsiniz. Ona iyi geleceğini düşünerek kardeş dünyaya getirdik ve maalesef kardeşinin hayatımıza girişiyle yaşadığı duygu çalkantısı onun ufacık bedeninde bir tümör yarattı. Günler günleri, aylar ayları kovaladı ve çok şükür tümör tam 1 sene sonra azalarak kendiliğinden yok oldu, Nil hala o dönem ki fotoğraflarına bakmak istemez, çıkış nedenini bilmez ama o dönemi derinden hisseder...
İki çocuklu yaşamda ilk 6 ay en zoruydu benim için her ikisine de ayrı vakit ayırmak ortak bir yaşamlarının kurulamaması en büyük derdimizdi ama ne zamanki İpek böceğimiz oturmaya, oyuncakları tutmaya başladı işte o zaman bizim için de hayat şenlendi. Nil işte o zaman abla olduğunu ve kardeşine öğreteceği çok şeyi olduğunu anladı :)
Tabii 2 çocuklu yaşam demek sadece evin içi demek değil bir anne için ayrıca kariyeriyle ilgili de hep planlama yapmak demek. Tek çocukla oldukça severek ve koşturarak yaptığım fotoğrafçılığı uzun ve düzensiz çalışma saatlerinden dolayı (gece doğumları, hafta sonu düğünleri, doğum günleri) daha fazla devam edemeyeceğime karar verdim ve bir süre önce kolumdan çıkardığım altın bileziğimi çocuklarımın çalışan, üreten, örnek alabilecekleri ve gurur duyabilecekleri bir anneleri olması ve onlara eğitim hayatlarında daha iyi yerlere gelmelerine yardımcı olmak için tekrar koluma taktım akademik kariyerime bu defa yardımcı doçent olarak döndüm.

Bugün İpek böceğimiz 27 aylık, Nil kuzum ise Nisan ayında 9 yaşını bitirecek. Günlerimizin ne kadar hızlı geçtiğini anlatamam, ben 2 ayrı üniversitede ders veriyor, doçentlik sınavına hazırlanıyor ve elimden geldiğince kızlarımla birlikte kaliteli ve tabii ki çok vakit geçirmeye çalışıyorum :)
Evimizden ses hiç eksik olmuyor yalan yok ama o ilk 6 aylık dönemimizdeki her şey geçti şimdi daha çok kahkaha ara sıra da İpek böceğimizin iki yaş sendrom mızmızlıkları çıkıyor.
Evet tek çocuk hiç çocuk, iki çocuk çok çocukmuş ama en güzeli de buymuş. Hayattaki en büyük zenginliğin evlat olduğuna inanan biri olarak iyi ki diyorum iyi ki kızlarımı dünyaya getirmişim.

Bugün ciddi anlamda büyük bir koşturmacanın içinde yuvarlanıyor olsam da yarın bir gün kızlarım büyüdüğünde ve ayaklarının üzerlerinde omuz omuza durduklarında bu güzel tabloyu ayaklarımı uzatarak keyifle izleyeceğimden eminim. Bugün birlikte oynadıkları bir oyundaki şen kahkahaları nasıl gözümün dolmasını sağlıyorsa, işte biliyorum ki o gün de gözlerim böyle dolacak...

Kızlarım SİZİ ÇOK SEVİYORUM... 

2 Mart 2017 Perşembe

İlkbahar geliyor yaşasın :)

Bu sene sonbahar ve kış mevsimlerini başarıyla atlattığımıza göre gerçi kime göre neye göre bir başarı bilmiyorum ama :)
Çünkü biz bu sene uzun süredir hiç hasta olmadığımız kadar hasta olduk, hiç kullanmadığmız kadar ilaç kullandık ve hiç yatmadığımız kadar yatak döşek yattık ailecek :) ki tüm yakın çevrem de aynı durumdaydı aylardır...
Neyse lafı fazla uzatmayayım bu iki mevsim güç bela geçtiğine göre sıra Mart ayının gelmesiyle benim en sevdiğim mevsim olan ilkbahar gelebilir artık. Hep söylerim ilkbaharı severim yazı getirdiği için :)
Hepimiz için keyifli, huzurlu ve mutlu bir bahar olsun. Doğayla birlikte içlerimizdeki sevgi, neşe, paylaşma, gülümseme uyansın kalplerimizden sevgi, yüzlerimizden tebessüm eksik olmasın :)
Fotoğraflar bir süreliğine yolcu ettiğimiz sonbahar mevsiminden....