27 Mart 2017 Pazartesi

Küçük deyip geçmeyelim bahçenin her türlüsü makbuldür :)

Beni bilen bilir çocuk gibi yeşil alanlara ve evlerin de bahçe katı olanlarına karşı olan düşkünlüğümü :)
Hele bir de kısa süreli de olsa böyle bir evde oturup bu keyfi yaşadıktan sonra şimdi gözüm hep bahçeli evlerin fotoğraflarında...
Özellikle İstanbul'da güzel havalı hafta sonları bir yerden bir yere gidebilmek trafik nedeniyle kabusa dönüşüyorken, evimizin bahçesinde ağırlayabileceğimiz arkadaşlarımız ile geçecek dost sohbetleri ve etrafı saran şen kahkahalar her zaman daha cazip görünüyor benim gözüme :)
Bugün de hazır hafta başı olmuşken pozitif enerjiyle evrene mesaj göndermeyi seçiyorum ve aşağıdaki görsellerden bir benzeri de neden bizim olmasın diyorum :)

Herkese keyifli ve mutlu bir hafta dilerim...




 







Görseller:http: //www.shelterness.com

24 Mart 2017 Cuma

Naked cake çılgınlığı her yerde :)

Şu türkçesine çıplak kek dedikleri kremayla yarı sıvanmış pastalar yani "naked cake" ler var ya işte tatlı düşkünü biri olarak onlar beni benden alıyor :)
Son yıllardaki doğaya dönüş trendinin en yaratıcı ve görsel olarak da tatminkar olan bu atılımının bir de damaklarda kalan lezzetini düşününce fikir sahibini kutluyorum...
İşte size hem iştah kabartan hem de görsel şölen yaratan naked cakeler...



 

 





Görseller:
http://www.deerpearlflowers.com

23 Mart 2017 Perşembe

35'inde bir şeyleri öğrenmek güçmüş azizim :)

Geçen hafta yıllar sonra kayak yapmak için tekrar yolumuzun Erzurum Palandöken'e düştüğünü söylemiştim.
İlk kez 2010 yılında gittiğim Erzurum'da o zamanın modası olan ve gençlerin çılgınca karların üzerinde süzüldüğü boarda merak salmıştık. Tabii bunun için hemen ders almalıydım çünkü benim gibi hem dengesiz hem de çok fazla spor geçmişi olmayan biri için vücudu hem de iki ayakta aynı yere bağlıyken hareket ettirebilmek oldukça zor olsa gerekti.
Velhasıl heveslendiğim board için aldığım 1 saatlik dersin sonunda neyse ki artık üzerinde durur ve yavaş yavaş kayabilir olmuştum. Ders aldığım gün az düşerek heveslendiğim bu oldukça efor isteyen spor ertesi gün havanın hızla soğuması pistin buza dönüşmesi ve yaklaşık 500 metrelik bir yerde herhalde 300 kere düşmemle ve canımın acısından gözyaşları içinde aşağı inip ben bunu bırakıyorum bu ne yaaa dememle son buldu :)
O gün gerçekten inanmıştım board gençlere ve ciddi spor yapan kişilere göreydi benim gibi birine göre asla değil :)
Sonra aradan yıllar geçti, zaten soğuğu ve üşümeyi sevmeyen ben senelerdir gitmediğim kar tatillerinin hiç bir eksikliğini hissetmedim ta ki bu seneye kadar. İki senedir şirketiyle gittiği kayak turlarından oldukça keyifli dönen kociş artık bu sene board değil ama kayak işini denememi söyleyip durdu. Bizde sezon sonunda anca vakit bularak kendimizi Erzurum'da bulduk tekrar.
Kociş 2 sene önce arkadaşından öğrendiğinden bana öğrenebileceğimi söyledi, ee zaten o öğrendiyse ben de ders almadan kotarabilirdim bu işi öyle değil mi :)
Hemen gittik kayaklarımızı kiraladık, ayağımıza taktık ve çıktık pistin tepesine...
O tam bana neyi nasıl yapacağımı anlatırken patt düştüm, sonra bir daha, sonra bir daha, bir daha bir daha... Herhalde bu defa da 5 metrelik yerde nasıl becerebildiysem 10 kere düştüm :) canımın acısını, yerden kalkmak için verdiğim mücadeleyi anlatamam sonra tabii ne yaptım gerisin geri aşağı indim ve bir hocayla anlaştım.
Şansıma ilk dersimde kar fırtınası çıksa da ertesi günkü 2. saatin sonunda kar sapanıyla kayar hale gelmiştim. Orta zorluktaki bir pistten hiç düşmeden inmeyi başarınca da bu sezonluk işi zirvede bırakmaya karar verdim :)
Bakalım önümüzdeki kış maceram nasıl devam edecek :)
Ama kabul ediyorum bir yaştan sonra böyle sporları öğrenmek ve vücudu ona uydurmak oldukça güçmüş :)








21 Mart 2017 Salı

Kitap Önerisi: YARASA

Benim gibi ya tarih kitaplarını ya da romanları seven bir okuyucu için polisiye ve gerilim kitabı biraz iddialı bir seçimdi biliyorum ama hakkında oldukça övgü dolu yazılar okuduğum Jo Nesbo'nun serisine bir akış atmadan edemedim ve tüm okuyucularda olduğu gibi bende yazarın akımına kapıldım.
Şu an aynı yazarın Kardan Adam kitabını okurken sizleri de bu maceraya davet ediyor ve keyifli okumalar diliyorum...

Jo Nesbo'nun ünlü dedektifi Harry Hole'un ilk macerasının anlatıldığı Yarasa adlı kitapta yirmi üç yaşında Norveçli bir kadın Sidney'de ölü bulunur ve Oslo Cinayet Masası dedektifi Harry Hole olayı incelemek için Sidney'e gönderilir. Amacı Sidney polisine elinden geldiğince yardım etmek olan dedektif birden kendini tüm olayların merkezinde ve bir seri katilin peşinde bulur.

20 Mart 2017 Pazartesi

Çocuk odası demek renk demek

İpek böceğimiz 2 yaşını devirdiğinden beri hayvanlara, çiçeklere, doğaya ve tabii ki renklere olan ilgisi çok arttı. 
İkinci çocuğu olanlar bilirler çoğumuz ilk çocuğumuzun odasına doğmadan önce ne kadar özendiysek ikincisine maalesef o kadar özen veya zaman ayıramayız. Bizde de benzer bir durum oldu ve İpek doğumundan itibaren ablasının yanına onun odasına sığınmacı olarak yerleşti :)
Şimdilerdeyse hem ona oyun hem de ileride tek başın uyuyabileceği bir oda hayali kurarken duvarları için de onun zevkine uygun görseller araştırdım.
Özellikle aliexpress'de bu birbirinden güzel duvar kağıtlarından bulabilir, sizinde benim gibi meraklı bir miniğiniz varsa onu mutlu edebilirsiniz :)















Görseller:
aliexpress.com
pinterest.com
DHgate.com

17 Mart 2017 Cuma

Gri havayı renklendiren şemsiyeler :)


Yine yağmurlar, soğuklar geri geldi.
Tam bahar havası oldu, içimiz neşeyle doldu derken mart yine kapıdan baktırdı :)
ama az daha sabır bu gri günlerin sonunda yaza kavuşacağız, bu günlerde ise bu gri günleri şemsiyelerimizle renklendireceğiz :)
Biraz soğuk da olsa hepimize sevdikleriyle geçecek bol kahkahalı, güzel bir hafta sonu diliyorum...
Güzel günler hepimizin olsun :)

Görsel: http://ariko-yamato.deviantart.com

16 Mart 2017 Perşembe

Erzurum notları - TAŞHAN / Oltu taşı

Geçtiğimiz hafta sonu tam 7 sene sonra yolum tekrar yeni bir kayak macerası için Erzurum'a Palandöken'e düştü (ki kayaktaki maceralarım bir başka postun konusu:)).
2010 yılında ilk kez gittiğim Erzurum'u doyasıya gezmiş ve gezi notlarımı burada paylaşmıştım.
Bu defa da cumartesi-pazartesi kısa bir kayak tatili planladık ve tabii ki planın sonunu Erzurum merkezde yenecek cağ kebabına ve gezilecek olan Taşhan'a ayırdık :)
7 sene önceki gidişimde güzel bir yüzük aldığım Taşhan, takıların yanı sıra artan tespih ve erkek yüzüğü görüntüleriyle dolu vitrinleriyle erkeklerin de artık kadınlar kadar aksesuara önem verdiğini gösteriyordu :)
Erzurum'un Oltu ilçesinin kuzeydoğu kesiminden çıkarılmakta olan yarı değerli bir taş olan Oltu taşı kolay işlenebilme özelliğinden dolayı takı ve ziynet eşyası yapımında sıklıkla kullanılmaktadır. Genellikle siyah renkte olan oltu taşı bir karbon bileşenidir. Çoğunlukla siyah renkli olanı tercih edilse de vitrinlerde yeşil, mavi, kırmızı renkli takıları ve tespihleri görmek de mümkün. Yüzyıllardan beri yörede genellikle tek kişilik ve babadan oğula geçen ev-atölyelerde el ve küçük çaplı aletler marifetiyle üretilen ürünler hem Erzurum'da hem de Türkiye'nin çeşitli illerinde alıcı ile buluşmaktadır.












Bilgiler: https://tr.wikipedia.org